| Daniel Gabriel Fahrenheit |
|
şeklinde bir bağıntı vardır. |
| Jesse Reno |
|
|
| Benjamin Franklin |
|
30'lu yaşlarında, Franklin tabiat ilmine ilgi duymaya başladı. Şimşeğin elektiriksel bir aktivite olduğunu ispatlamak amacıyla, şimşekli bir fırtınada metal anahtara bağlanmış uçurtma uçurdu. Deneyde şimşek, anahtardan eline kıvılcım saçarak vücudundan doğru yeryüzüne hareket etti. Bu deney Franklin'e paratoneri yapması için esin kaynağı oldu ve yaptığı paratoneri Philadelphia'da bir binanın çatısına yerleştirdi. Franklin aynı zamanda çift odaklı gözlük icadıyla da tanınmıştır. |
| Percy Spencer |
|
|
| Theodore Maiman |
|
"Lazer Yolculuğu" isimli kitabın yazarıdır. Lazer çalışmaları ile iki kere Nobel Ödülü'ne aday gösterilmiştir. " Laser" sözcüğü Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. Uyarılmış radyasyon salınımıyla ışığın güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Laser, değişik frekanstaki ışıkların çok yoğun, dar ve dağılmayan, tek renkte bir ışık haline gelmesidir. Bütün ışınların aynı yönde ilerlediği, tek dalga boyunda ışıktan oluşan bir ışık çeşididir. Zayıf ışınlar, aynalar ve mercekler yardımıyla odak noktasında toplanarak çok kuvvetli bir hale getirilebilirler. Laser ışınının yönü, odak noktası, yoğunluğu ve salınımı büyük bir hassasiyetle ayarlanabilir. |
| Evangelista Torricelli |
|
1643 Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti. |
| Chester Carlson |
|
Chester Carlson 1968 yılında öldüğünde 62 yaşındaydı. Chester Carlson buluşçu kimliğinin ötesinde hayatını başkalarına yardım etmeye adayan bir kişi idi. Ölmeden önce Xerografi keşfi ile elde ettiği 100 milyon Dolar'ın üzerindeki servetini hayır kurumlarına bağışladı. |
| Carl Friedrich Benz |
|
Carl Friedrich Benz (1844 - 1929) Alman mühendis Benz, Gottfried Daimler ile birlikte, otomobilin babası sayılmaktadır. Teknik çalışmalarıyla Daimler, Benz şirketinin 20. yüzyıldaki yükselişi için temel taşı koymuş oldu. Benz, Karlsruhe'de bir makinistin oğlu olarak 25 Kasım 1884 tarihinde dünyaya geldi. Babası öldükten sonra, doğduğu kentte liseye devam ederken doğa bilimlerinde üstünlük gösterdi. Politeknik okulda birkaç yıl okuduktan sonra makine mühendisliği eğitimi aldı. Ardından da lokomotif, binek araçları ve köprü inşasında pratik bilgisini ilerletti. 26 yaşındaki genç, kendisine Mannheim'de demir dökümcü olarak bir yaşam kurdu ve aynı zamanda mekanik aletler üreten küçük bir imalathane işletti. Ne var ki buradan beklediği geliri sağlayamadı. Benz, 70'li yılların başında yeni yükselen bir branş olan motor üretimine yöneldi. Hemen hemen hiç parası olmadığı halde, 1 beygir gücünde iki zamanlı bir gaz motoru inşa etmeye yönelik düşüncesini gerçekleştirmek için, çok çalışmaya başladı. 1880/81 yılbaşına kadar karısıyla birlikte bütün teknik problemleri çözdü ve kısa bir zaman sonra, gerekli anaparayı sağlamak amacıyla bir anonim şirket kurdu. Hissedarlarla tartışınca Benz şirketten ayrıldı ve 1883'te Benz & Cie Gazlı Motor Fabrikasını Mannheim'de kurdu. Sabit makinalar için motor üreten bu şirketi son derece başarılı olunca, titiz bir yaratıcı olan Benz, geleneksel motorlara karşı ilgisini çabuk kaybetti ve çocukluk düşüne yöneldi. Benz, yollarda raysız çalışabilen bir binek aracı üretmek istiyordu. Yorulmaksızın çalışan Benz 1885'e kadar üç tekerlekli motorlu bir araba inşa etti, onu giderek geliştirdi ve 1886 yılının Ocak ayında bu araç için 37435 numaralı devlet patentini aldı. Benz dünyada ilk kez bir otomobil `Lingroin gazıyla çalıştırılan bir Velosipet' icat etmişti. Arabalarını karısıyla birlikte ilk kez yazın Mannheim'de göstermeye cesaret ettiler. Bundan birkaç ay sonra Suebyalı Gottlieb Daimler Stuttgart yakınlarında Cannstatt'ta benzin motorlu, dört tekerlekli bir binek arabası üretti. Birbirleriyle hiç karşılaşmamış olan bu iki mucit, o zamandan beri otomobilin babası sayılmaktadır. Benz, 4 Mart 1929'da 84 yaşında Ladenburg'da vefat etti. |
| Albert Einstein |
|
Albert Einstein 1879 - 1955
Einstein, bütün hareketin göreli olduğunu, bütün ölçebildiğimizin, bir başka şeye göre ne kadar hızlı hareket ettiğimiz olduğunu gösterdi (E=mc2). Yazısında, ışığın bir kütlesi olduğu, bunun için de yerçekiminden etkilendiği düşüncesini ortaya attı. Bu kuram, 1919'daki güneş tutulması sırasında iki yıldızdan gelen ışığın fotoğrafı çekildiğinde, ışığın yerçekimiyle büküldüğü fark edilince doğrulanmış oldu ve Einstein tüm dünyada tanındı.
1929'da Birleşik Alan Teorisi'nin ilk versiyonu yayımlandı. Nazilerin ölüm tehditlerinden sonra, 1933'te ABD'ye göç etti. Princeton'daki İleri Çalışma Enstitüsü'nde sürekli bir görevi kabul etti. 1939'da atomun parçalanması haberini alıp ABD Cumhurbaşkanı Roosevelt'i uyardı. Daha sonraki yıllarda nükleer silahlara karşı tutumu yüzünden komünist yandaşı olmakla suçlandı. |
| Alexander Graham Bell |
|
Alexander Graham Bell 1847 - 1922 Telefonu icat eden Alexander Bell, 3 Mart 1847'de doğdu. Edinburgh Üniversitesi'nde eğitim gördü. İşitme engellilere konuşmayı öğretebileceğine inanmıştı. En büyük hayali olan birbirlerinden uzak iki kişinin konuşmasını, ilk telefon mesajını gönderen kişi olarak gerçekleştirmiştir.
Diğer Buluşları |
| Arthur Korn |
|
Arthur Korn 1870 - 1945
Arthur Korn, 39 yaşında ailesiyle birlikte Amerika'ya göç etti ve New Jersey'de bir enstitünün Elektrik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. |
| Aykut Barka |
|
Aykut Barka 1952 - 2002
Prof. Dr. Barka, 1 Şubat 2002'de beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle hayata veda etti. |
| Cornelius Drebbel |
|
Cornelius Drebbel 1572 - 1633 Mühendis ve bilgin Cornelius Drebbel 1572 yılında Hollanda'da doğdu. Gençliğinde oymacılık üzerine eğitim aldı.
1604'te İngiltere'ye taşındı ve Kral I. James'in Kraliyet Sarayı'nda yaşadı. Drebbel ilk denizaltıyı 1624'te inşa ederek Thames Nehri'nde denedi. Bu denizaltı, yağlanmış deriden ve su geçirmez olan flaplardan çıkan sekiz kürek tarafından hareket ettirilerek su yüzeyinin 5 metre altında seyir etti. DİĞER BULUŞLARI |
| Elisha Graves Otis |
|
Elisha Graves Otis 1811 - 1861
1857'de Otis'in şirketi NewYork'ta E.V. Haughwout adlı bir porselen mağazasına ilk yolcu asansör sistemini döşedi. Asansörün güvenilirliğini kanıtlamak amacıyla Otis, asansörün içinde ayakta durarak ipin kesilmesini emretti. Otis'in güvenlik aleti çalıştı ve o günden beri kullanılmaya devam etti. |
| Galileo Galilei |
|
Galileo Galilei 1564 - 1642 "Ama dünya yine de kendi etrafında dönüyor"
Gökbilimciler Nicolaus Copernicus |
| Johannes Gutenberg |
|
Johannes Gutenberg 1400? - 1468
İlham Kaynağı Johannes Gutenberg baskı üzerine yaptığı çalışmalarda dört önemli buluşu bir araya getirmiştir: kağıt, harf kalıpları, mürekkep ve baskı. Aslında bunların hiç biri yeni fikirler değildi. Kağıdın olduğu gibi harf kalıpları da Çin'den gelen bir fikirdi. Mürekkep, aslında o tarihin 50 yıl öncesinden beri ressamların kullandığı yağlı boyaydı. Çiftçiler yüzyıllar boyu zeytinden elde edilen yağ ile baskıyı gerçekleştirmişlerdi. Fakat önemli olan bu teknolojilerin bileşimini oluşturmak ve baskıyı icat etmekti. Kutsal Kitap Johannes Gutenberg'in bastığı elli kadar kitap arasında, bugün dünyada ancak on nüshası bulunan 1282 sayfalık bir Kutsal Kitap da bulunmaktadır. |
| Sergei Korolev |
|
Sergei Korolev 1907-1966 Rus bilim adamı Sergei Korolev, Kiev yakınlarındaki küçük bir Ukrayna kasabası olan Zhitomir'de 12 Ocak 1907'de doğmuştu.
|
| Thomas Edison |
|
Thomas Edison 1847 - 1931 "Her başarısız deneme, yine de ileri doğru atılmış bir adımdır."
DİĞER BULUŞLARI |
| Tim Berners-Lee |
|
Tim Berners-Lee 1955 - ...
Tim Berners-Lee Londra'da doğmuş, 1976 yılında Oxford Üniversitesi Fizik bölümünden mezun olmuştur. Ailesi de bilgisayarla ilgili işlerde çalışmış olan Tim Berners-Lee çeşitli kartonlardan bilgisayar maketleri yaparak büyüdüğünü söylemektedir. |
| Wright Kardeşler |
|
Wright Kardeşler
|
| Buzdolabı |
|
Evimizdeki Soğutucu - Buzdolabı
Soğutmanın dayandığı iki temel fizik yasası var: 1. Genleşen gaz soğur ve yeterince soğuyan bazı gazlar sıvılaşır.
Bir buzdolabının yapısı A Buzdolabının içi B Sıkıştırıcı C Genişletme vaifi
Günümüzde üretilen buzdolapları, aynı soğutucu maddeyi birçok kez kullanmaya olanak tanıyan bir tür tazeleme döngüsüyle çalışırlar. Saf amonyak gazının soğutucu madde olarak kullanıldığı bir buzdolabı şöyle çalışır Sıkıştırıcı, amonyak gazını sıkıştırır. Sıkışan gaz basınç nedeniyle ısı yayar. Buzdolabının arkasındaki ısı değiştirme boruları, sıcak amonyak gazının ısısını dışarıya salarlar. Yüksek basınçta sıkışan amonyak gazının yoğunluğu artar ve sıvılaşır. Yüksek basınç, sıvılaşmış amonyağı genişletme valfine doğru iter. Sıvı amonyak, düşük basınç alanına geçer geçmez kaynar ve buharlaşır. Bu, buzdolabının içinin soğumasını sağlar. Soğuk amonyak gazı sıkıştırıcı tarafından emilir ve döngü devam eder.
|
| Pusula |
|
Pusula Nedir?
Manyetik Sapma, Manyetik Kuzey, Coğrafi Kuzey Nedir?
Pusulamızın gösterdiği kuzey her zaman manyetik kuzeydir ve bu gerçek coğrafi kuzeyden birkaç derece farklıdır. Bu farklılığın adı "Manyetik Sapma"dır. Bu sapma, bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Bu farklılıkta haritalarda gösterilmektedir. Pusula Çeşitleri Nelerdir? İmalat şekline göre kuru pusula ve sivi pusula, çalışma prensibine göre ise Manyetik pusula ve Jiroskop Pusula olarak ikiye ayırabiliriz. |
| Yürüyen Merdiven |
|
Yürüyen merdiven, basamakları olan kılavuz rayları üzerinde sonu olmayan bir döngüyle taşıyan bir zincire bağlıdır. İnen basamaklar, çıkan basamaklarla aynı ağırlıkta oldukları için, birbirlerinini denge ağırlıkları olarak hareket ederler. Motorun sadece sürtünmeyi yenmek ve yolcuları taşımak için yeterli kuvveti sağlaması gerekir. Büyük işletici tekerlek basamakları ve trabzanı hareket ettirir. Basamaklar Kılavuz Raylar |
| Paratoner |
|
Yıldırım, elektirik yüklü bir bulutla yer arasında meydana gelen bir elektrik boşalması veya kıvılcımdır. Eğer yıldırım, bir binaya düşerse çok büyük zarar verebilir. Fakat bir paratoner, yıldırıma güvenli bir yol oluşturup, onu toprağa ileterek bu zararı engeller.
Elektrik alanları, noktaları veya sivri uçların etrafında en güçlü konumda olmaya meyillidir. Paratonerin ucundaki yükler pozitif iyonlar yaratarak buluttaki negatif yükü azaltır. Eğer yıldırım düşerse negatif yükü izleyerek toprağa iletir. |
| Mikrodalga Fırın |
|
Mikrodalga Fırın Nasıl Çalışır? Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisiyle çalışır. Fırın, bu elektrik enerjisini mikrodalga enerjisine dönüştürür. Bu mikrodalgalar, dalga kılavuzu vasıtasıyla fırının içine ulaşırlar. Bu noktada mikrodalgaların birkaç karakteristik özelliğinden bahsedelim. - Mikrodalgalar, tıpkı güneş ışığının camdan nasıl geçiyorsa cam, porselen, kağıt ve plastik gibi çoğu maddelerin içinden geçebilirler.
Bu mikrodalgalar pişirmek istediğimiz yiyecek tarafından emilirler. Saniyede 2,45 milyar kez titreşen mikrodalgalar yiyeceğin içine girdiklerinde, su moleküllerinde bir titreşim oluştururlar. Su molekülleri bir ileri bir geri saniyede 4,9 milyar kez titreşirler. Bu yüksek hızdaki titreşmeden dolayı birbirine sürtünen su molekülleri ısı enerjisini açığa çıkarırlar. Bu ısıyla ise yiyecek pişmiş olur. İçinde daha fazla su molekülü olan yiyecekler daha hızlı pişerler. Klasik fırınlarda olduğu gibi mikrodalga fırınlarda ortam ve yiyecek kapları ısınmazlar. Yalnızca yiyecekler ısınır ve pişerler. Pişirme süresi ise çok daha kısadır. Mikrodalga fırınları kullanırken dikkat etmeniz gerekenler: - Çalışan bir mikrodalga fırından en az bir kol mesafesi kadar uzakta durunuz ve yüzünüzü yemek pişmiş mi diye fırına yaklaştırmayın. |
| Barkod Okuyucu |
|
Barkod
Kasiyer, aldıklarımızı barkod okuyucudan geçirirince bir lazer ışını her parçanın üzerindeki barkodu tarar. Bu kod, ürünü süpermarketin bilgisayarına tanıtır. Bilgisayar fiyatı gösterip ödememiz gereken miktarı hesaplamakla kalmayıp bu ürünün mağazadaki stokları azalmışsa otomatik olarak sipariş verir. Lazer Detektör Geri Dönen Işın Yarı Gümüşlü Ayna
|
| Formula Otomobilleri |
|
Formula Araçlarının Teknik Özellikleri MOTOR YARDIMCI AYGITLAR Safety Car |
Daniel Gabriel Fahrenheit, ya da Gabriel Daniel Fahrenheit, 24 Mayıs 1686 Gdansk'da doğan, 16 Eylül 1736 Den Haag'da ölen Alman fizikçidir. Hollanda ve İngiltere gezilerinde deneysel fizik ve meteoroloji alanlarında kullanılan kimi araçların yapımını öğrendi. 1710'da yaptığı termometre başlangıç noktası olarak soğuk bir karışımın sıcaklığını bitiş noktası olarak da ağız boşluğunun sıcaklığını ilke saydı. Daha sonra bu termometreyle ölçtüğü suyun donma sıcaklığını 32, kaynama sıcaklığını da 212 derece olarak saptayarak kısaca °F simgesiyle gösterilen Fahrenheit derecesi ölçeğini ortaya koydu.
1720 termometresini daha da geliştirerek ispirto yerine ilk kez civayı kullandı. İngiltere'de, Royal Society üyeliğine seçildi. Maddenin kaynama noktasının hava basıncıyla değiştiğini gösterdi. 1721'de suyun aşırı soğuma özelliğini 1724'te de içine tuz karıştırılan suyun donma ve kaynama sıcaklıklarının değiştiğini ortaya koydu. Günümüzde İngiltere ve ABD'de sıcaklık ölçü birimi olarak kullanılmakta olan Fahrenheit derecesi ile Celcius derecesi arasında
Yürüyen merdiven, Jesse Reno isimli bir Amerikalı girişimci tarafından icat edilmiştir. Reno'nun yürüyen merdiveni güvenli bir ray üzerinde devamlı hareket eden meyilli bir yüzeyden oluşuyordu. İlk kullanımı 1894 yılında New York Coney Island'da gerçekleştirildi. Londra'nın metro istasyonunda tahta bacaklı bir adama bütün gün boyunca yürüyen merdivenle inip çıkması ve böylece güvenliğini tespit etmesi için para verilmişti.
New Yorklu işadamı Jesse Reno'nun tasarımı olan bu düzeneğe eğimli asansör adı verildi. Taşıma bandı eğimli bir rampa üzerinde hareket ediyordu ancak rampa yere 30°'lik bir eğimde olduğundan yolcular için tehlike oluşturmaktaydı.Bunun üzerine Reno, rampanın yerine bir dizi döner basamak kullandı. 1980'lerin başında Japon şirketi Mitsubishi büyük mağazalarda kullanılması amacı ile ilk yürüyen sarmal merdiveni yaptı.
Benjamin Franklin, 17 çocuklu bir ailenin 15. çocuğu olarak 1706 yılında Boston'da doğdu. İlk önce matbaacı olarak çalışan Franklin daha sonra gazeteci oldu. Sonraları politikaya atılarak ABD'nin kuruluşunda önemli rol üstlendi.
1946 yılında radarla ilgili bir araştırma projesinde Dr. Percy Spencer da görevliymiş. Dr. Spencer magnetron denilen vakum tüpü üzerinde çalışırken cebindeki çikolataların eridiğini farketmiş ve şaşırmış. Sonra bir deney yapmış. Mısır tanelerini magnetronun yanına koymuş ve görmüş ki mısırlar patlamış, her tarafa saçılmış. Sonra çiğ bir yumurtayı koymuş ve ne olacağını beklerken yumurtanın piştiğini ve patladığını görmüşler. Dr. Spencer yumurtayı bile pişiren bu mikrodalga enerjinin yemekleri de pişirip pişiremeyeceğini düşünmüş. İşte mikrodalga fırınlar üstündeki ilk çalışmalar bu tesadüf sonucu başlamıştır.
Theodore Maiman 11 Haziran 1927'de Los Angeles'ta doğdu. Fizik öğrenimini gördükten sonra, yoğun ışık hüzmeleri üretmenin yolları üzerinde çalıştı.
Toricelli, 15 Ekim 1608'de İtalyanın Feanza şehrinde doğdu, 5 Ekim 1647 in Floransa'da öldü. Açık hava basıncı üzerine yaptığı deneyleriyle tanınan İtalyan fizik ve matematik bilginidir. Çocukluğunda matematiğe olan merakıyla dikkatleri çekti. 1627'de Roma'ya giderek, hidrolik biliminin kurucusu ve Galilei'nin talebesi olan Benedetto Castelli ile birlikte çalıştı. 1641'de Galilei ile mektuplaşmaya başladı. Aynı sene, Castelli nin tavsiyesi üzerine Galilei, Torricelli'yi Tuscany'ye davet etti. Galilei ile görüştükten birkaç hafta sonra, Galilei ölünce, Tuscany büyük dükü Torricelli'yi onun makamına tayin etti. 1644 yılında geometri ve mekanik üzerinde bir kitap yayınladı.
Matematik sahasında mühim bir boşluğu dolduran bu kitapta aynı zamanda Galilei'nin mekanik üzerindeki ilk çalışması, birbirine bağlı cisimlerin ortak ağırlık merkezleri aşağıya doğru hareket ederken, ani hareket edebilecekleri prensibi bir neticeye bağlanıyordu. Torricelli, bu çalışmalarını yaparken açık hava basıncı üzerindeki deneylerinde de devam etti. Basınçtan faydalanarak, civa doldurulmuş tüplerle yaptığı deneyler neticesinde, deniz seviyesinde 1cm²ye düşen basıncı 1033 gr/cm² olarak tespit etti. Geometri ve mekanik alanındaki fikirlerini ise ilk önceleri kimse önemsemedi. Torricelli aynı zamanda hocası Galilei'nin teleskobunu ve kendi mikroskobunu geliştirmeye uğraştı.
Fotokopi makinesinin mucidi Chester Carlson fakir bir ailenin çocuğu olarak 1906 yılında Amerika'da dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlayan Chester Carlson, zor koşullara rağmen eğitimini sürdürdü ve Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde Fizik eğitimi aldı. Okuldan sonra bir tescil ofisinde asistan olarak çalışmaya başlayan Chester Carlson'un kağıt ağırlıklı bir işi vardı ve sürekli olarak belge çoğaltıyordu. O zamanlar bir belgenin çoğaltılması için ya fotoğrafının çekilmesi ya da elle yazılarak kopyalanması gerekiyordu. Bu iki yöntem de, çok pahalı ve zaman alıcıydı. Bu şekilde belge kopyalamanın çok zor olduğunu gören Carlson, kopyalamanın daha kolay bir yolunu bulmaya karar verdi.
Aylarca fotoğrafçılık üzerine yazılmış bilimsel araştırmaları inceledi ve bu konuda deneysel araştırmalar yapmaya başladı. Carlson, fotoiletken özellikli materyaller üzerinde elektrostatik denemeler yaptı ve elektrik ışığına maruz kalan nesnelerin görüntülerini yansıttıklarını keşfetti. Carlson, 22 Ekim 1938 tarihinde ilk Xerografik görüntüyü keşfettiğinde 32 yaşındaydı. Bu buluşa daha sonra eski Yunan'da kuru ve yazma anlamlarına gelen kelimelerin birleşiminden Xerografi adı verildi.
Chester Carlson'un keşfinin, kolay ve hızlıca siyah beyaz fotokopi çeken bir ürün haline gelme süreci yıllar aldı. 1949 yılında kamuoyuna tanıtılan ilk ürün denemesinden sonra, 1961 yılında piyasaya sürülen Xerox 914, basitçe ve çabukça siyah beyaz kopyalama yapan ilk otomatik fotokopi makinasıydı.
Einstein Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Daha sonra İsviçre'ye taşındı ve 1900'de Zürich Polytechnic'ten mezun oldu. Akademik bir başarı gösteremeyince memur olarak çalışmaya başladı.
1905'te Özel Görecelik Teorisi de dahil olmak üzere, bilim dünyasında deprem etkisi yapan üç makalesi yayımlandı. Kuramları hemen kabul görmedi, ama yeteneği kısa zamanda fark edildi. 1909'da Zürich Üniversitesi'nde profesör oldu. Daha sonra Berlin Üniversitesi'ne geçti. Berlin'deki Kiser Wilhelm Enstitüsü'nde Fizik Direktörü oldu. 1915'te Genel Görecelik Teorisi ile ilgili yazısı yayımlandı. 
1950'de Einstein, Birleşik Alan Teorisi'nin yeni bir versiyonunu yayımladı. Bozulan sağlığına karşın sınırlarını zorluyordu. Çok sevdiği kemanını bile çalamaz olmuştu. 1955'te 76 yaşında Princeton'da öldü. Yatağının yanı başında, üzerinde Birleşik Alan Teorisiyle ilgili yarım kalmış hesapların bulunduğu bir kağıt vardı.
"Watson, buraya gel; sana ihtiyacım var."
Arthur Korn, 20 Mayıs 1870'de Almanya'da dünyaya geldi. 1903-1908 yılları arasında Berlin Üniversitesi'nde Fizik Profesörü olarak çalıştı. Ardından 1914-1936 yılları arasında Berlin Teknoloji Enstitüsü'nde profesör olarak çalışan ünlü Alman fizikçisi Korn, 1903'te Paris'te yapılan fototelgraf deneyleri ile tanındı. Arthur Korn, ilk 
Prof. Dr. Aykut Barka, 1952 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Jeoloji Yüksek Mühendisliği Bölümü'nden 1975 yılında mezun olan Barka, yüksek lisansını aynı üniversitede yaptı. Doktorasını Bristol Üniversitesi Jeoloji Bölümü'nde yapan Barka, 1975-1976 yıllarında Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü'nde Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak çalıştı.
Aynı kurumda 1981-1985 yılları arasında teknik uzman olarak çalışan Barka, 1985 yılında İngiltere Bristol Üniversitesi'nde, 1986-1990 yıllarında ise Massachusetts Teknoloji Enstitiüsü ve California Teknoloji Üniversitesi'nde ziyaretçi bilim adamı olarak bulundu. Barka, 1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü'nde, 1992'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yaptı.
1996 yılında profesörlüğe yükselen, 1997 yılında İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü'nde öğretim üyesi olarak göreve başlayan Barka, bu görevini sürdürüyordu. TÜBİTAK, MAM, Yer Bilimleri Araştırma Enstitüsü ve BÜ Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü'nde de danışmanlık yapan Prof. Dr. Aykut Barka'nın Kuzey Anadolu fay zonu konusunda çok sayıda araştırması bulunuyor.
Drebbel'in oymacılık öğretmeni aynı zamanda da simyacıydı. (Simya, metalleri altına dönüştürmeyi araştıran bir ilimdir.) Drebbel'e 1500'lü yılların kimya bilimlerini de öğretti. Fakat Drebbel haritacılık ve ressamlık üzerine çalışmaya başladı.
Altı çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olan Elisha Graves Otis, Halifax, Vermont'da doğdu. New York'ta bir karyola fabrikasında teknisyen olarak çalışırken makineleri üst katlara çıkarmak için kullandığı ipler genellikle kopuyor ve platformun aşağıya kaymasına neden oluyordu. 1852'de Otis, dişli rayları olan güvenli palanlar geliştirmeyi başardı ve Otis Steam Elevator Company adlı kendi şirketini kurarak
İtalyan Gökbilimci ve Fizikçi Galilei, 1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde dünyaya geldi. Babası Vincenzo Galilei, müzik üzerine çalışmaları ile ünlü bir seçkindi. Galilei daha sonra bir profesörü olacağı Pisa Üniversitesi'nde 1589-1592 yılları arasında matematik eğitimi gördü.
Gutenberg, bir Alman matbaacısı ve mucididir.
Çok genç yaşlarda iken Rus uzay teorisyeni ve ilk roket araştırmacılarından Konstantin Tsiolkovsky'nin çalışmalarından çok etkilenmiştir. Odessa'daki bir teknik okuldan mezun olduktan sonra Korolev, 1929 yılında Tsiolkovsky ile tanışır ve ondan sonra tüm hayatını Tsiolkovsky'nin roket yapma konusundaki kavramlarını hayata geçirmek işine vakfeder. Roket araştırmaları için kurulan bir teşkilatta çalışırken dönemin Sovyet hükümeti tarafından çalışmalar durdurulur ve Korolev casuslukla suçlanıp mahkum edilir. Önce beden işçiliği yapar daha sonra 1940 yılında bilim adamları için hazırlanmış bir kampa alınır. Rusya'nın Nazi Almanya'sını yenmesi üzerine ise 1945 yazında Korolev tümüyle itibarı iade edilerek tahliye olur. Albay rütbesiyle Kızıl Ordu'ya
alınır. Korolev hızla Sovyet Uzay Programı'nın baş tasarımcılığına yükselir. 1954 yılında içinde ABD ve Rusya'nın da bulunduğu 67 ülkenin bilim akademilerinin inisiyatifinde Uluslar arası Jeofizik Yılının başlayacağı 1 Temmuz 1957'den itibaren yeryüzünün haritasının çıkartılmasına yarayacak bir uydu yerleştirilmesi projesi benimsenir. Amaç sadece bir gezegen olarak yeryüzünün incelenmesi ve uydu ile bazı çevre ve fiziksel verilerin toplanmasıdır. Korolev ve ekibinin yoğun çalışmaları sonucunda 4 Ekim 1957'de Sputnik adlı yapay uydu Sovyetler Birliğince uzaya gönderilir.
Thomas Edison'un hikayesi bundan 150 yıl önce Amerika'nın Ohio Eyaleti'nde küçük bir kasabada başladı. Thomas küçük bir çocuk iken devamlı sorular soran ve herşeyin nasıl çaliştığını bilmek isteyen biriydi. Kendi bodrumunda kimya ve elektrik üzerine çalışmalar yaptı, hatta burada bir telgraf seti bile üretti.
Bundan sonraki birkaç yıl boyunca Edison yüzlerce icada imza attı, aynı anda 40 icat üzerinde çalıştığı oluyordu. 1789'da en ünlü icadını yaptı: Elektrikle çalışan
World Wide Web (Dünya Çapında Ağ) bugün birçok insanın 
Orville ve Wilbur çocukken babaları iş gezisinden küçük bir armağan getirdi. Bu armağan iki kardeşin ve dünyanın kaderini değiştirecekti. Bu hediye bambudan ve kağıttan yapılmış bir helikopterdi. Helikopterin pervaneleri basit bir lastiğin sıkıştırılması ile döndürülüyordu. Wright Kardeşlerin çocukluklarında (1878) uçmak hala bir rüyaydı. Ama o sıralarda 7 yaşında olan Orville, ve 11 yaşında olan Wilbur hemen bu oyuncağın kopyalarından yapmaya başladılar. Yaptıkları büyük modeller hiç uçamasa da iki kardeşin uçma tutkusu böylece başlamış oldu.
Yıllar sonra 1899'da iki kardeş ilerde ilk uçağı yapamalarına giden çalışmalara başladılar. Wright kardeşler o yıllarda artık birer yetişkin olarak kendilerine ait bisiklet dükkanlarını işletiyor ve boş zamanlarında da uçuş ile ilgili çalışmalar yapıyorlardı. Kardeşler uçuş ile ilgili iki probleme odaklandılar: 1- Uçağı kaldıracak kuvveti sağlayacak kanatlar; 2- Uçağı uçuracak gücü sağlayacak motorun tasarlanması.
1901 yılında kardeşler ilk uçaklarını yaptılar. Uçakları güvercinlerden esinlenerek yaptıkları bir dümene ve basit bir buhar makinesine sahipti. İlk uçuş denemelerini 1902 yılında yaptılar.
İlk başarısız denemeden sonra Wright kardeşler 1903 yılının 17 Aralık günü yeni bir denemeye hazırdılar. Bu kez modellerini rüzgar tünellerinde defalarca deneyerek çok daha iyi kanatlar yapmışlardı.
Uçağı piste kasabadan birkaç kişi yardımıyla getirdiler. Bir önceki başarısız uçuşta yazı-tura atmışlar ve pilot olarak Wilbur seçilmişti. Bu sefer sıra Orville'deydi. Orville uçağa yerleşti ve uçak pistte ilerlemeye başladı. Uçağı oraya getirenlerden biri de bu tarihi olayı kameraya alıyordu.
Pistte hızla hareket eden uçak sonunda havalandı. Wright Kardeşlerin yaptığı uçak sonunda uçmayı başarmıştı. Dünyanın bu ilk uçuşu sadece 12 saniye sürdü ve uçak 75 metre uçtuktan sonra yere kondu. Bu mesafe bugünkü büyük yolcu uçaklarının boyundan daha azdır. Ama uçak gün boyu üç kez daha uçuruldu. Wilbur'un pilot olduğu son uçuşta uçak aralıksız yarım kilometre kadar uçtu. Bu mesafeler bugün kıtalar arası uçan büyük jet uçakları için çok küçük olsalar da o tarihler için önemli adımlardı.
Yazın, yüzmekte olduğunuz bir havuzdan çıktığınızda, güneşin altında olmanıza karşın bir serinlik hissedersiniz. Bu serinliğin nedeni, derinizin yüzeyindeki suyun buharlaşmasıdır. Hava su buharını taşırken, buharla birlikte bir miktar ısıyı da beraberinde götürür. Bu olay, aslında bir buzdolabının nasıl çalıştığını açıklamaya yardımcı olur, ama buzdolaplarında su yerine, soğumayı sağlayan bazı gazlar kullanılır.
Bu bölümlerin temel işleyişi şöyle:
Saf amonyak gazı insanlar için oldukça zehirli. Bu nedenle buzdolabında oluşacak herhangi bir senti, hemen engellenmeli. Bu yüzden çoğu ev tip buzdolabında saf amonyak kullanılmaz. Bunun yerine 1930da geliştirilen, amonyakla aşağı yukarı aynı kaynama noktasına sahip olan freon gazı da kullanılırdı. Ancak I970terde freon gazının atmosferin ozon tabakasına zarar verdiği anlaşıldı. Bu nedenle yeni tür buzdolaplarında, çevreye ya da insan sağlığına daha az zararlı olabilecek soğutma maddeleri kullanılıyor.
Yüzyıllardan beri kaşiflerin, gezginlerin, gemicilerin, dağcıların yönlerini bulmada en büyük yardımcısı PUSULA dır. Bu müthiş aletin insanlık tarihindeki yeri çok önemlidir. MS 100 yılında Çinliler, pusulayı icat etmiştir. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşmiştir.
Basitçe pusula, belli bir eksen etrafında serbestçe dönecek şekilde yapılmış küçük bir mıknatıs çubuğudur. Peki, nedir bu mıknatıs çubuğun özelliği?

Hareket esnasında doğru açıyı sağlaması için, her basamağın iki yanına iki adet tekerlek yerleştirilmiştir. Bu tekerlekler kılavuz rayların üzerindedir. Raylar basamakları, yukarı çıkarken yatay durumda tutar ve tekrar yürüyen merdivenin altına ilerleyebilmeleri için katlar.



0 yorum yazılmıştır