0

):BiLiM ve TeKNoLoJi:(

12/8/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Daniel Gabriel Fahrenheit

FahrenheitDaniel Gabriel Fahrenheit, ya da Gabriel Daniel Fahrenheit, 24 Mayıs 1686 Gdansk'da doğan, 16 Eylül 1736 Den Haag'da ölen Alman fizikçidir. Hollanda ve İngiltere gezilerinde deneysel fizik ve meteoroloji alanlarında kullanılan kimi araçların yapımını öğrendi. 1710'da yaptığı termometre başlangıç noktası olarak soğuk bir karışımın sıcaklığını bitiş noktası olarak da ağız boşluğunun sıcaklığını ilke saydı. Daha sonra bu termometreyle ölçtüğü suyun donma sıcaklığını 32, kaynama sıcaklığını da 212 derece olarak saptayarak kısaca °F simgesiyle gösterilen Fahrenheit derecesi ölçeğini ortaya koydu.

Fahrenheit1720 termometresini daha da geliştirerek ispirto yerine ilk kez civayı kullandı. İngiltere'de, Royal Society üyeliğine seçildi. Maddenin kaynama noktasının hava basıncıyla değiştiğini gösterdi. 1721'de suyun aşırı soğuma özelliğini 1724'te de içine tuz karıştırılan suyun donma ve kaynama sıcaklıklarının değiştiğini ortaya koydu. Günümüzde İngiltere ve ABD'de sıcaklık ölçü birimi olarak kullanılmakta olan Fahrenheit derecesi ile Celcius derecesi arasında

TFahrenheit = 1,8 x TCelsius + 32

şeklinde bir bağıntı vardır.

Jesse Reno

Jesse RenoYürüyen merdiven, Jesse Reno isimli bir Amerikalı girişimci tarafından icat edilmiştir. Reno'nun yürüyen merdiveni güvenli bir ray üzerinde devamlı hareket eden meyilli bir yüzeyden oluşuyordu. İlk kullanımı 1894 yılında New York Coney Island'da gerçekleştirildi. Londra'nın metro istasyonunda tahta bacaklı bir adama bütün gün boyunca yürüyen merdivenle inip çıkması ve böylece güvenliğini tespit etmesi için para verilmişti.

Jesse RenoNew Yorklu işadamı Jesse Reno'nun tasarımı olan bu düzeneğe eğimli asansör adı verildi. Taşıma bandı eğimli bir rampa üzerinde hareket ediyordu ancak rampa yere 30°'lik bir eğimde olduğundan yolcular için tehlike oluşturmaktaydı.Bunun üzerine Reno, rampanın yerine bir dizi döner basamak kullandı. 1980'lerin başında Japon şirketi Mitsubishi büyük mağazalarda kullanılması amacı ile ilk yürüyen sarmal merdiveni yaptı.

Benjamin Franklin

Benjamin Franklin, 17 çocuklu bir ailenin 15. çocuğu olarak 1706 yılında Boston'da doğdu. İlk önce matbaacı olarak çalışan Franklin daha sonra gazeteci oldu. Sonraları politikaya atılarak ABD'nin kuruluşunda önemli rol üstlendi.

30'lu yaşlarında, Franklin tabiat ilmine ilgi duymaya başladı. Şimşeğin elektiriksel bir aktivite olduğunu ispatlamak amacıyla, şimşekli bir fırtınada metal anahtara bağlanmış uçurtma uçurdu. Deneyde şimşek, anahtardan eline kıvılcım saçarak vücudundan doğru yeryüzüne hareket etti. Bu deney Franklin'e paratoneri yapması için esin kaynağı oldu ve yaptığı paratoneri Philadelphia'da bir binanın çatısına yerleştirdi. Franklin aynı zamanda çift odaklı gözlük icadıyla da tanınmıştır.

Percy Spencer

Percy Spencer1946 yılında radarla ilgili bir araştırma projesinde Dr. Percy Spencer da görevliymiş. Dr. Spencer magnetron denilen vakum tüpü üzerinde çalışırken cebindeki çikolataların eridiğini farketmiş ve şaşırmış. Sonra bir deney yapmış. Mısır tanelerini magnetronun yanına koymuş ve görmüş ki mısırlar patlamış, her tarafa saçılmış. Sonra çiğ bir yumurtayı koymuş ve ne olacağını beklerken yumurtanın piştiğini ve patladığını görmüşler. Dr. Spencer yumurtayı bile pişiren bu mikrodalga enerjinin yemekleri de pişirip pişiremeyeceğini düşünmüş. İşte mikrodalga fırınlar üstündeki ilk çalışmalar bu tesadüf sonucu başlamıştır.

Theodore Maiman

Theodore MaimanTheodore Maiman 11 Haziran 1927'de Los Angeles'ta doğdu. Fizik öğrenimini gördükten sonra, yoğun ışık hüzmeleri üretmenin yolları üzerinde çalıştı.
İlk çalışmalarının sonucunda, radyoastronomide uzun dalga boylu radyasyon ışınlarını büyütmek için kullanılmış olan mazeri üretti. 1960'da o zamana kadar üretilmiş en yoğun ışığı yaptı ve bu makineye lazer adını verdi.

"Lazer Yolculuğu" isimli kitabın yazarıdır. Lazer çalışmaları ile iki kere Nobel Ödülü'ne aday gösterilmiştir.

" Laser" sözcüğü Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. Uyarılmış radyasyon salınımıyla ışığın güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Laser, değişik frekanstaki ışıkların çok yoğun, dar ve dağılmayan, tek renkte bir ışık haline gelmesidir. Bütün ışınların aynı yönde ilerlediği, tek dalga boyunda ışıktan oluşan bir ışık çeşididir. Zayıf ışınlar, aynalar ve mercekler yardımıyla odak noktasında toplanarak çok kuvvetli bir hale getirilebilirler. Laser ışınının yönü, odak noktası, yoğunluğu ve salınımı büyük bir hassasiyetle ayarlanabilir.

Evangelista Torricelli

Evangelista TorricelliToricelli, 15 Ekim 1608'de İtalyanın Feanza şehrinde doğdu, 5 Ekim 1647 in Floransa'da öldü. Açık hava basıncı üzerine yaptığı deneyleriyle tanınan İtalyan fizik ve matematik bilginidir. Çocukluğunda matematiğe olan merakıyla dikkatleri çekti. 1627'de Roma'ya giderek, hidrolik biliminin kurucusu ve Galilei'nin talebesi olan Benedetto Castelli ile birlikte çalıştı. 1641'de Galilei ile mektuplaşmaya başladı. Aynı sene, Castelli nin tavsiyesi üzerine Galilei, Torricelli'yi Tuscany'ye davet etti. Galilei ile görüştükten birkaç hafta sonra, Galilei ölünce, Tuscany büyük dükü Torricelli'yi onun makamına tayin etti. 1644 yılında geometri ve mekanik üzerinde bir kitap yayınladı. Evangelista TorricelliMatematik sahasında mühim bir boşluğu dolduran bu kitapta aynı zamanda Galilei'nin mekanik üzerindeki ilk çalışması, birbirine bağlı cisimlerin ortak ağırlık merkezleri aşağıya doğru hareket ederken, ani hareket edebilecekleri prensibi bir neticeye bağlanıyordu. Torricelli, bu çalışmalarını yaparken açık hava basıncı üzerindeki deneylerinde de devam etti. Basınçtan faydalanarak, civa doldurulmuş tüplerle yaptığı deneyler neticesinde, deniz seviyesinde 1cm²ye düşen basıncı 1033 gr/cm² olarak tespit etti. Geometri ve mekanik alanındaki fikirlerini ise ilk önceleri kimse önemsemedi. Torricelli aynı zamanda hocası Galilei'nin teleskobunu ve kendi mikroskobunu geliştirmeye uğraştı.

1643 Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.

Chester Carlson

Chester CarlsonFotokopi makinesinin mucidi Chester Carlson fakir bir ailenin çocuğu olarak 1906 yılında Amerika'da dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlayan Chester Carlson, zor koşullara rağmen eğitimini sürdürdü ve Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde Fizik eğitimi aldı. Okuldan sonra bir tescil ofisinde asistan olarak çalışmaya başlayan Chester Carlson'un kağıt ağırlıklı bir işi vardı ve sürekli olarak belge çoğaltıyordu. O zamanlar bir belgenin çoğaltılması için ya fotoğrafının çekilmesi ya da elle yazılarak kopyalanması gerekiyordu. Bu iki yöntem de, çok pahalı ve zaman alıcıydı. Bu şekilde belge kopyalamanın çok zor olduğunu gören Carlson, kopyalamanın daha kolay bir yolunu bulmaya karar verdi.

 

Chester CarlsonAylarca fotoğrafçılık üzerine yazılmış bilimsel araştırmaları inceledi ve bu konuda deneysel araştırmalar yapmaya başladı. Carlson, fotoiletken özellikli materyaller üzerinde elektrostatik denemeler yaptı ve elektrik ışığına maruz kalan nesnelerin görüntülerini yansıttıklarını keşfetti. Carlson, 22 Ekim 1938 tarihinde ilk Xerografik görüntüyü keşfettiğinde 32 yaşındaydı. Bu buluşa daha sonra eski Yunan'da kuru ve yazma anlamlarına gelen kelimelerin birleşiminden Xerografi adı verildi.

 

Chester CarlsonChester Carlson'un keşfinin, kolay ve hızlıca siyah beyaz fotokopi çeken bir ürün haline gelme süreci yıllar aldı. 1949 yılında kamuoyuna tanıtılan ilk ürün denemesinden sonra, 1961 yılında piyasaya sürülen Xerox 914, basitçe ve çabukça siyah beyaz kopyalama yapan ilk otomatik fotokopi makinasıydı.

 

Chester Carlson 1968 yılında öldüğünde 62 yaşındaydı. Chester Carlson buluşçu kimliğinin ötesinde hayatını başkalarına yardım etmeye adayan bir kişi idi. Ölmeden önce Xerografi keşfi ile elde ettiği 100 milyon Dolar'ın üzerindeki servetini hayır kurumlarına bağışladı.

Carl Friedrich Benz

Carl Friedrich Benz (1844 - 1929)

Alman mühendis Benz, Gottfried Daimler ile birlikte, otomobilin babası sayılmaktadır. Teknik çalışmalarıyla Daimler, Benz şirketinin 20. yüzyıldaki yükselişi için temel taşı koymuş oldu. Benz, Karlsruhe'de bir makinistin oğlu olarak 25 Kasım 1884 tarihinde dünyaya geldi. Babası öldükten sonra, doğduğu kentte liseye devam ederken doğa bilimlerinde üstünlük gösterdi. Politeknik okulda birkaç yıl okuduktan sonra makine mühendisliği eğitimi aldı. Ardından da lokomotif, binek araçları ve köprü inşasında pratik bilgisini ilerletti.

26 yaşındaki genç, kendisine Mannheim'de demir dökümcü olarak bir yaşam kurdu ve aynı zamanda mekanik aletler üreten küçük bir imalathane işletti. Ne var ki buradan beklediği geliri sağlayamadı. Benz, 70'li yılların başında yeni yükselen bir branş olan motor üretimine yöneldi.

Hemen hemen hiç parası olmadığı halde, 1 beygir gücünde iki zamanlı bir gaz motoru inşa etmeye yönelik düşüncesini gerçekleştirmek için, çok  çalışmaya başladı. 1880/81 yılbaşına kadar karısıyla birlikte bütün teknik problemleri çözdü ve kısa bir zaman sonra, gerekli anaparayı sağlamak amacıyla bir anonim şirket kurdu. Hissedarlarla tartışınca Benz şirketten ayrıldı ve 1883'te Benz & Cie Gazlı Motor Fabrikasını Mannheim'de kurdu. Sabit makinalar için motor üreten bu şirketi son derece başarılı olunca, titiz bir yaratıcı olan Benz, geleneksel motorlara karşı ilgisini çabuk kaybetti ve çocukluk düşüne yöneldi. Benz, yollarda raysız çalışabilen bir binek aracı üretmek istiyordu.

Yorulmaksızın çalışan Benz 1885'e kadar üç tekerlekli motorlu bir araba inşa etti, onu giderek geliştirdi ve 1886 yılının Ocak ayında bu araç için 37435 numaralı devlet patentini aldı. Benz dünyada ilk kez bir otomobil `Lingroin gazıyla çalıştırılan bir Velosipet' icat etmişti. Arabalarını karısıyla birlikte ilk kez yazın Mannheim'de göstermeye cesaret ettiler. Bundan birkaç ay sonra Suebyalı Gottlieb Daimler Stuttgart yakınlarında Cannstatt'ta benzin motorlu, dört tekerlekli bir binek arabası üretti. Birbirleriyle hiç karşılaşmamış olan bu iki mucit, o zamandan beri otomobilin babası sayılmaktadır.

Benz, 4 Mart 1929'da 84 yaşında Ladenburg'da vefat etti.

Albert Einstein

Albert Einstein 1879 - 1955 

EinsteinEinstein Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Daha sonra İsviçre'ye taşındı ve 1900'de Zürich Polytechnic'ten mezun oldu. Akademik bir başarı gösteremeyince memur olarak çalışmaya başladı.

Einstein1905'te Özel Görecelik Teorisi de dahil olmak üzere, bilim dünyasında deprem etkisi yapan üç makalesi yayımlandı. Kuramları hemen kabul görmedi, ama yeteneği kısa zamanda fark edildi. 1909'da Zürich Üniversitesi'nde profesör oldu. Daha sonra Berlin Üniversitesi'ne geçti. Berlin'deki Kiser Wilhelm Enstitüsü'nde Fizik Direktörü oldu. 1915'te Genel Görecelik Teorisi ile ilgili yazısı yayımlandı.

    Einstein, bütün hareketin göreli olduğunu, bütün ölçebildiğimizin, bir başka şeye göre ne kadar hızlı hareket ettiğimiz olduğunu gösterdi (E=mc2). Yazısında, ışığın bir kütlesi olduğu, bunun için de yerçekiminden etkilendiği düşüncesini ortaya attı. Bu kuram, 1919'daki güneş tutulması sırasında iki yıldızdan gelen ışığın fotoğrafı çekildiğinde, ışığın yerçekimiyle büküldüğü fark edilince doğrulanmış oldu ve Einstein tüm dünyada tanındı. 

Einstein

    1929'da Birleşik Alan Teorisi'nin ilk versiyonu yayımlandı. Nazilerin ölüm tehditlerinden sonra, 1933'te ABD'ye göç etti. Princeton'daki İleri Çalışma Enstitüsü'nde sürekli bir görevi kabul etti. 1939'da atomun parçalanması haberini alıp ABD Cumhurbaşkanı Roosevelt'i uyardı. Daha sonraki yıllarda nükleer silahlara karşı tutumu yüzünden komünist yandaşı olmakla suçlandı. Çalışma Tahtası1950'de Einstein, Birleşik Alan Teorisi'nin yeni bir versiyonunu yayımladı. Bozulan sağlığına karşın sınırlarını zorluyordu. Çok sevdiği kemanını bile çalamaz olmuştu. 1955'te 76 yaşında Princeton'da öldü. Yatağının yanı başında, üzerinde Birleşik Alan Teorisiyle ilgili yarım kalmış hesapların bulunduğu bir kağıt vardı.

Alexander Graham Bell

Alexander Graham Bell 1847 - 1922

    Telefonu icat eden Alexander Bell, 3 Mart 1847'de doğdu. Edinburgh Üniversitesi'nde eğitim gördü. İşitme engellilere konuşmayı öğretebileceğine inanmıştı. En büyük hayali olan birbirlerinden uzak iki kişinin konuşmasını, ilk telefon mesajını gönderen kişi olarak gerçekleştirmiştir.

Alexander Graham Bell"Watson, buraya gel; sana ihtiyacım var."

Alexander Bell'in Thomas Watson'a 1876 yılında seslendiği bu kelimeler dünya çapında iletişim devrimini başlatmıştır. Bu popüler buluş sayesinde Alexander Bell, 1880 yılında Fransız Volta Ödülünü ve 50,000 frank kazanmıştır. Bu para ile Bell "Telephone Company" adlı şirketi kurmuştur. Bu şirket günümüzde hala iletişim alanında önemli bir rol oynamaktadır.

Diğer Buluşları
Alexander Bell telefonu icat etmekle kalmamış, modern uçakların kanat hareketlerini kontrol eden kanatçığı da geliştirmiştir.

Arthur Korn

Arthur Korn 1870 - 1945

Arthur KornArthur Korn, 20 Mayıs 1870'de Almanya'da dünyaya geldi. 1903-1908 yılları arasında Berlin Üniversitesi'nde Fizik Profesörü olarak çalıştı. Ardından 1914-1936 yılları arasında Berlin Teknoloji Enstitüsü'nde profesör olarak çalışan ünlü Alman fizikçisi Korn, 1903'te Paris'te yapılan fototelgraf deneyleri ile tanındı. Arthur Korn, ilk faks gönderimini 1907’de Münih ve Berlin arasında yaptığı bir fotoğraf iletimi ile gerçekleştirdi.

    1902'de ilk pratik fotoelektrik kopya sistemi, Alman kaşif Arthur Korn tarafından tanıtıldı. Korn'un sisteminin ticari kullanımı beş yıl sonra Almanya'da başladı. 1910 yılında Paris, Londra ve Berlin, telefon ağının üzerinden yapılan kopya iletimi yoluyla birbirine bağlandı.

    Korn'un fototelgraf olarak adlandırılan çalışması İspanyol iç savaşında ve Rusya, Polonya, İtalya, Almanya gibi ülkelerin askeri çalışmalarında kullanıldı.

Arthur Korn

   Arthur Korn, 39 yaşında ailesiyle birlikte Amerika'ya göç etti ve New Jersey'de bir enstitünün Elektrik Mühendisliği bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Aykut Barka

Aykut Barka 1952 - 2002

Aykut BarkaProf. Dr. Aykut Barka, 1952 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Jeoloji Yüksek Mühendisliği Bölümü'nden 1975 yılında mezun olan Barka, yüksek lisansını aynı üniversitede yaptı. Doktorasını Bristol Üniversitesi Jeoloji Bölümü'nde yapan Barka, 1975-1976 yıllarında Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü'nde Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak çalıştı.

Aykut BarkaAynı kurumda 1981-1985 yılları arasında teknik uzman olarak çalışan Barka, 1985 yılında İngiltere Bristol Üniversitesi'nde, 1986-1990 yıllarında ise Massachusetts Teknoloji Enstitiüsü ve California Teknoloji Üniversitesi'nde ziyaretçi bilim adamı olarak bulundu. Barka, 1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü'nde, 1992'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yaptı.


Aykut Barka1996 yılında profesörlüğe yükselen, 1997 yılında İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü'nde öğretim üyesi olarak göreve başlayan Barka, bu görevini sürdürüyordu. TÜBİTAK, MAM, Yer Bilimleri Araştırma Enstitüsü ve BÜ Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü'nde de danışmanlık yapan Prof. Dr. Aykut Barka'nın Kuzey Anadolu fay zonu konusunda çok sayıda araştırması bulunuyor.

Prof. Dr. Barka, 1 Şubat 2002'de beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle hayata veda etti.

Cornelius Drebbel

Cornelius Drebbel 1572 - 1633

Mühendis ve bilgin Cornelius Drebbel 1572 yılında Hollanda'da doğdu. Gençliğinde oymacılık üzerine eğitim aldı.

DrebbelDrebbel'in oymacılık öğretmeni aynı zamanda da simyacıydı. (Simya, metalleri altına dönüştürmeyi araştıran bir ilimdir.) Drebbel'e 1500'lü yılların kimya bilimlerini de öğretti. Fakat Drebbel haritacılık ve ressamlık üzerine çalışmaya başladı.

1604'te İngiltere'ye taşındı ve Kral I. James'in Kraliyet Sarayı'nda yaşadı. Drebbel ilk denizaltıyı 1624'te inşa ederek Thames Nehri'nde denedi. Bu denizaltı, yağlanmış deriden ve su geçirmez olan flaplardan çıkan sekiz kürek tarafından hareket ettirilerek su yüzeyinin 5 metre altında seyir etti.

DİĞER BULUŞLARI
Drebbel bugün bile kullanılan pek çok buluşa imza atmış verimli bir bilgindi. Termometre, kimya ve bacalar üzerine yaptığı araştırmaların neticesinde ilk termostatı (bir ortamı sabit sıcaklıkta tutmak için kullanılan alet) yapmıştır.

Elisha Graves Otis

Elisha Graves Otis 1811 - 1861

Elisha Graves OtisAltı çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olan Elisha Graves Otis, Halifax, Vermont'da doğdu. New York'ta bir karyola fabrikasında teknisyen olarak çalışırken makineleri üst katlara çıkarmak için kullandığı ipler genellikle kopuyor ve platformun aşağıya kaymasına neden oluyordu. 1852'de Otis, dişli rayları olan güvenli palanlar geliştirmeyi başardı ve Otis Steam Elevator Company adlı kendi şirketini kurarak asansör işine girdi.

    1857'de Otis'in şirketi NewYork'ta E.V. Haughwout adlı bir porselen mağazasına ilk yolcu asansör sistemini döşedi. Asansörün güvenilirliğini kanıtlamak amacıyla Otis, asansörün içinde ayakta durarak ipin kesilmesini emretti. Otis'in güvenlik aleti çalıştı ve o günden beri kullanılmaya devam etti. 

    Otis'in asansörleri sayesinde mimarlar birkaç kattan daha yüksek binaları tasarlama imkanına kavuştu. Böylece tüm dünyayı saran gökdelen devrimi başladı.

Galileo Galilei

Galileo Galilei 1564 - 1642

"Ama dünya yine de kendi etrafında dönüyor"


Dünya'nın döndüğünü söylediği için kilise tarafından tövbe ettirilen Galileo Galilei mahkemeden çıkarken kendi kendine kısık bir sesle böyle demiş.

Galileo Galileiİtalyan Gökbilimci ve Fizikçi Galilei, 1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde dünyaya geldi. Babası Vincenzo Galilei, müzik üzerine çalışmaları ile ünlü bir seçkindi. Galilei daha sonra bir profesörü olacağı Pisa Üniversitesi'nde 1589-1592 yılları arasında matematik eğitimi gördü.

    Galilei genellikle teleskobun mucidi olarak gösterilir. Gerçekte, Hollanda'lı bir gözlükçü, ilk teleskobu 1609 yılından önce icat etmiştir. Ama Galilei bu yeni buluşu öğrenir öğrenmez kendine bir teleskop yaptı ve bu teleskobu geliştirmek için çalıştı. Galilei teleskobuyla gökyüzünü inceledi. Birkaç ay içinde şaşırtıcı keşifler yaptı. Ay'ın yüzeyinde dağlar ve vadiler keşfetti ve Jüpiter gezegeninin uyduları olduğunu gözlemledi. Bu gözlemler Kopernik'in Güneş Merkezli Sistemi'ni destekliyordu. Galilei teleskobunu kullanarak, Samanyolu galaksisinin (bir yıldız olan bizim güneşimizin de içinde bulunduğu yıldızlar topluluğu) sayısız yıldızdan oluştuğunu gördü.

    Galilei'nin Kopernik Sistemi'ni doğrular görüşleri tutucu çevrelerin hoşuna gitmedi. O zamanlar Avrupa'da çok güçlü bir kurum olan Kilise Mahkemeleri'nde (Engizisyon) yargılandı ve görüşlerini reddetmeye zorlandı. Galilei'nin çalışmaları yasaklandı ve bu büyük bilgin hayatının sonuna kadar evinde hapis hayatı yaşadı.

    Gözlem ve deney sonucunda elde edilen bilgiyi sorgusuz inançlara dayanan bilgiye tercih eden ve bu yolda hayatını ortaya koyan Galileo Galilei, ölümünden sonra modern, akılcı insanın sembolü olmuştur.

Gökbilimciler

Nicolaus Copernicus 
Tycho Brahe 
Johannes Kepler 
Galileo Galilei 
Isaac Newton

Johannes Gutenberg

Johannes Gutenberg 1400? - 1468 


Johannes GutenbergGutenberg, bir Alman matbaacısı ve mucididir.
Gutenberg'in hayatına dair pek fazla bilgi yoktur. 1400 yılı civarında Mainz'da dünyaya geldiği tahmin edilmekle birlikte kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Öncelikle kıymetli taşları işlemekle uğraşan Gutenberg, baskı üzerine çalışmalarına, 1438 yılı civarında Andreas Dritzehn ile ortaklık yaptığı zaman başlamıştır. 1450 yılı yakınlarında Johann Fust ile yaptığı ortak çalışmalar sonucu ilk matbaa makinesini geliştirmiştir.

İlham Kaynağı

Johannes Gutenberg baskı üzerine yaptığı çalışmalarda dört önemli buluşu bir araya getirmiştir: kağıt, harf kalıpları, mürekkep ve baskı. Aslında bunların hiç biri yeni fikirler değildi. Kağıdın olduğu gibi harf kalıpları da Çin'den gelen bir fikirdi. Mürekkep, aslında o tarihin 50 yıl öncesinden beri ressamların kullandığı yağlı boyaydı. Çiftçiler yüzyıllar boyu zeytinden elde edilen yağ ile baskıyı gerçekleştirmişlerdi. Fakat önemli olan bu teknolojilerin bileşimini oluşturmak ve baskıyı icat etmekti.

Kutsal Kitap

Johannes Gutenberg'in bastığı elli kadar kitap arasında, bugün dünyada ancak on nüshası bulunan 1282 sayfalık bir Kutsal Kitap da bulunmaktadır.

Sergei Korolev

Sergei Korolev   1907-1966   

    Rus bilim adamı Sergei Korolev, Kiev yakınlarındaki küçük bir Ukrayna kasabası olan Zhitomir'de 12 Ocak 1907'de doğmuştu.

Sergei KorolevÇok genç yaşlarda iken Rus uzay teorisyeni ve ilk roket araştırmacılarından Konstantin Tsiolkovsky'nin çalışmalarından çok etkilenmiştir. Odessa'daki bir teknik okuldan mezun olduktan sonra Korolev, 1929 yılında Tsiolkovsky ile tanışır ve ondan sonra tüm hayatını Tsiolkovsky'nin roket yapma konusundaki kavramlarını hayata geçirmek işine vakfeder. Roket araştırmaları için kurulan bir teşkilatta çalışırken dönemin Sovyet hükümeti tarafından çalışmalar durdurulur ve Korolev casuslukla suçlanıp mahkum edilir. Önce beden işçiliği yapar daha sonra 1940 yılında bilim adamları için hazırlanmış bir kampa alınır. Rusya'nın Nazi Almanya'sını yenmesi üzerine ise 1945 yazında Korolev tümüyle itibarı iade edilerek tahliye olur. Albay rütbesiyle Kızıl Ordu'ya Sergei Korolevalınır. Korolev hızla Sovyet Uzay Programı'nın baş tasarımcılığına yükselir. 1954 yılında içinde ABD ve Rusya'nın da bulunduğu 67 ülkenin bilim akademilerinin inisiyatifinde Uluslar arası Jeofizik Yılının başlayacağı 1 Temmuz 1957'den itibaren yeryüzünün haritasının çıkartılmasına yarayacak bir uydu yerleştirilmesi projesi benimsenir. Amaç sadece bir gezegen olarak yeryüzünün incelenmesi ve uydu ile bazı çevre ve fiziksel verilerin toplanmasıdır. Korolev ve ekibinin yoğun çalışmaları sonucunda 4 Ekim 1957'de Sputnik adlı yapay uydu Sovyetler Birliğince uzaya gönderilir.

Thomas Edison

Thomas Edison 1847 - 1931

"Her başarısız deneme, yine de ileri doğru atılmış bir adımdır."

Thomas Edison    Thomas Edison'un hikayesi bundan 150 yıl önce Amerika'nın Ohio Eyaleti'nde küçük bir kasabada başladı. Thomas küçük bir çocuk iken devamlı sorular soran ve herşeyin nasıl çaliştığını bilmek isteyen biriydi. Kendi bodrumunda kimya ve elektrik üzerine çalışmalar yaptı, hatta burada bir telgraf seti bile üretti. 

    1868'de Thomas 21 yaşında iken, Boston'un Batısı Birleşik Telgraf Şirketi için çalışmaya başladı. Bir süre sonra işini bıraktı ve icatları üzerinde çalışmaya başladı.

    İlk icadı insanlar tarafından pek beğenilmedi ama o yılmadı. "Her başarısız deneme yine de ileri dogru atılmış bir adımdır." diyerek yoluna devam etti. Edison'un ilk çıkışını Wall Street Borsası için geliştirdiği Edison Evrensel Stok Baskı Cihazı ile yaptı. Bu icadı ona bir anda $40,000 kazandırdı. Edison bu parayla bir fabrika kurdu, sonra da icatları üzerinde daha çok çalışabilmek için kendisine ait özel bir laboratuvar yaptırdı.

Thomas Edison   Bundan sonraki birkaç yıl boyunca Edison yüzlerce icada imza attı, aynı anda 40 icat üzerinde çalıştığı oluyordu. 1789'da en ünlü icadını yaptı: Elektrikle çalışan ampul! Edison'un bu buluşundan önce sokaklar ve evler mumlarla ve gaz lambalarıyla aydınlatılıyordu. Edison bunlar gibi verimsiz ve zor aydınlatma yöntemleri yerine mükemmel ve ucuz bir icat getirdi. 

DİĞER BULUŞLARI

    Edison bu icadıyla çok büyük paralar kazandı ve dünyaca ünlü Edison Laboratuvarları'nı kurdu. Bu laboratuvarı daha önceki fabrikasının 10 katı büyüklüğünde idi. Edison burada bugün kullandığımız bir çok buluşa imza attı: alkalin pil, kamera, projektör vs... 

Tim Berners-Lee

Tim Berners-Lee 1955 - ...
 
 "1990 yılında World Wide Web'i icat eden kişi"

Tim BernersWorld Wide Web (Dünya Çapında Ağ) bugün birçok insanın İnternet'i (International Network) keşfetme yoludur. Bilgi, web sayfası dediğimiz, 'www' üzerinde mevcut olan dökümanlarda bulunur. Bu sayfalar bir kişi ya da kuruluş tarafından biraraya getirilerek Web Sitesi oluşturulur. Ağ üzerinde tutulan bu dökümanları bulmak ve incelemek için 'Web Browser' (Tarayıcı) denilen bir programa gerek vardır. 

    WWW ile ilgili en harika özellik ise sayfalar arasında yapılan yolculuktur. Bu yolculuk sayfalardaki bağlantılar (link) aracılığıyla yapılır. Bir pasta tarifini okurken kendinizi bir anda İtalya turu yapan bir sitede bulabilirsiniz. İşte sayfaları bu şekilde birbirine bağlamayı keşfeden ve onları görebilmemizi sağlayan ilk tarayıcı programını yazan kişi Tim Berners-Lee'dir. Bu programa World Wide Web adını vermiştir.

Tim Berners

    Tim Berners-Lee Londra'da doğmuş, 1976 yılında Oxford Üniversitesi Fizik bölümünden mezun olmuştur. Ailesi de bilgisayarla ilgili işlerde çalışmış olan Tim Berners-Lee çeşitli kartonlardan bilgisayar maketleri yaparak büyüdüğünü söylemektedir.

Wright Kardeşler

Wright Kardeşler 
Wilbur W. (1867 - 1912) - Orville W. (1871 - 1948)  
 Başarıyla uçan ilk uçağı yapan mucit kardeşler...

Wright Kardeşler Orville ve Wilbur çocukken babaları iş gezisinden küçük bir armağan getirdi. Bu armağan iki kardeşin ve dünyanın kaderini değiştirecekti. Bu hediye bambudan ve kağıttan yapılmış bir helikopterdi. Helikopterin pervaneleri basit bir lastiğin sıkıştırılması ile döndürülüyordu. Wright Kardeşlerin çocukluklarında (1878) uçmak hala bir rüyaydı. Ama o sıralarda 7 yaşında olan Orville, ve 11 yaşında olan Wilbur hemen bu oyuncağın kopyalarından yapmaya başladılar. Yaptıkları büyük modeller hiç uçamasa da iki kardeşin uçma tutkusu böylece başlamış oldu.

Wright KardeşlerYıllar sonra 1899'da iki kardeş ilerde ilk uçağı yapamalarına giden çalışmalara başladılar. Wright kardeşler o yıllarda artık birer yetişkin olarak kendilerine ait bisiklet dükkanlarını işletiyor ve boş zamanlarında da uçuş ile ilgili çalışmalar yapıyorlardı. Kardeşler uçuş ile ilgili iki probleme odaklandılar: 1- Uçağı kaldıracak kuvveti sağlayacak kanatlar; 2- Uçağı uçuracak gücü sağlayacak motorun tasarlanması. 

İlk Uçaklar1901 yılında kardeşler ilk uçaklarını yaptılar. Uçakları güvercinlerden esinlenerek yaptıkları bir dümene ve basit bir buhar makinesine sahipti. İlk uçuş denemelerini 1902 yılında yaptılar. Uçak, tekerlekleri yerden kesildikten birkaç saniye sonra yere çakıldı. Yaralanan olmadı; ama uçak da uçmadı. 

İlk Uçaklarİlk başarısız denemeden sonra Wright kardeşler 1903 yılının 17 Aralık günü yeni bir denemeye hazırdılar. Bu kez modellerini rüzgar tünellerinde defalarca deneyerek çok daha iyi kanatlar yapmışlardı. 

İlk UçaklarUçağı piste kasabadan birkaç kişi yardımıyla getirdiler. Bir önceki başarısız uçuşta yazı-tura atmışlar ve pilot olarak Wilbur seçilmişti. Bu sefer sıra Orville'deydi. Orville uçağa yerleşti ve uçak pistte ilerlemeye başladı. Uçağı oraya getirenlerden biri de bu tarihi olayı kameraya alıyordu. 

İlk UçaklarPistte hızla hareket eden uçak sonunda havalandı. Wright Kardeşlerin yaptığı uçak sonunda uçmayı başarmıştı. Dünyanın bu ilk uçuşu sadece 12 saniye sürdü ve uçak 75 metre uçtuktan sonra yere kondu. Bu mesafe bugünkü büyük yolcu uçaklarının boyundan daha azdır. Ama uçak gün boyu üç kez daha uçuruldu. Wilbur'un pilot olduğu son uçuşta uçak aralıksız yarım kilometre kadar uçtu. Bu mesafeler bugün kıtalar arası uçan büyük jet uçakları için çok küçük olsalar da o tarihler için önemli adımlardı.

Buzdolabı

Evimizdeki Soğutucu - Buzdolabı

Buzdolabı


Yaşamı tümüyle değiştiren sihirli ürünlerden biri de buzdolabı. Bir buzdolabına sahip olmanın temel amacı, yiyeceklerin bozulmasını geciktirerek ömürlerini uzatmak. Yiyeceklerde bazı bakteriler bulunur. Bakterilerin çoğalarak bir yiyeceğin yapısını değiştirmelerinde sıcaklık önemli rol oynar. Sıcaklık azaldıkça bakterilerin etkinlikleri azalır. Düşük sıcaklıklar, yiyeceklerin daha uzun süre taze kalmasını sağlar. Yiyecekleri soğuk bir ortamda saklamanın arkasında yatan düşünce bu. Örneğin, bir mutfakta oda sıcaklığında duran süt, bakteriler nedeniyle iki-üç saat içinde kolayca bozulabilir. Oysa, sütün buzdolabında saklanarak sıcaklığının azaltılması, en az bir - iki hafta daha taze kalmasını sağlar; Çünkü buzdolabının içindeki düşük sıcaklık, sütün içindeki bakterilerin etkinliğini azaltır. Soğutma, günümüzde yiyeceklerin korunmasında en yaygın kullanılan yöntem.

BuzdolabıYazın, yüzmekte olduğunuz bir havuzdan çıktığınızda, güneşin altında olmanıza karşın bir serinlik hissedersiniz. Bu serinliğin nedeni, derinizin yüzeyindeki suyun buharlaşmasıdır. Hava su buharını taşırken, buharla birlikte bir miktar ısıyı da beraberinde götürür. Bu olay, aslında bir buzdolabının nasıl çalıştığını açıklamaya yardımcı olur, ama buzdolaplarında su yerine, soğumayı sağlayan bazı gazlar kullanılır.

Soğutmanın dayandığı iki temel fizik yasası var:

1. Genleşen gaz soğur ve yeterince soğuyan bazı gazlar sıvılaşır.
2. Farklı sıcaklıktaki iki nesneyi birbirine yaklaştırırsanız ya da dokundurursanız sıcak olan soğur, soğuk olan ısınır. Bu iki yasa, bir buzdolabının nasıl soğuttuğunu açıklar. Bir buzdolabı, içinde dolasan gazı önce sıvılaştırır, sonra sıvının ısısını soğurur. Bu sayede de soğutur.
Buzdolabı, beş temel bölümden oluşur sıkıştırıcı (kompresör), buzdolabının dış arka bölümünde bulunan ve ısıyı değiştiren kıvrımlı borular, bir tarafında yüksek basınç alanı, diğer tarafında düşük basınç alanı bulunan bir delik olan genişletme valfi, buzdolabının içinde bulunan ve ısıyı değiştiren kıvrımlı borular, sıvı haldeyken buharlaşarak soğutmayı sağlayan gaz.

BuzdolabıBu bölümlerin temel işleyişi şöyle:

Bir buzdolabının yapısı

A Buzdolabının içi

B Sıkıştırıcı

C Genişletme vaifi


Sıkıştırıcı, soğutucu gazı sıkıştırır. Bu sıkıştırma, gazın basıncını ve sıcaklığını artırır. Böylece buzdolabının dışındaki ısı değiştirme boruları, soğutucunun sıkışmasıyla oluşan ısının dışarıya bırakılmasını sağlar. Soğuyan gaz sıvılaşır ve genişletme valfıne akar. Sıvı, genişletme valfine aktığında, yüksek basınç bölgesinden düşük basınç bölgesine doğru bir hareket oluşmasına neden olur. Böylece genişler ve buharlaşır. Buharlaşma sırasında sıvı ısıyı soğurur ve ortamı soğutur. Buzdolabının içindeki ısı değiştirme boruları, soğutma maddesinin ısıyı soğurmasını sağlayarak buzdolabının içini soğutur. Bu döngü, böylece devam eder.

Günümüzde üretilen buzdolapları, aynı soğutucu maddeyi birçok kez kullanmaya olanak tanıyan bir tür tazeleme döngüsüyle çalışırlar. Saf amonyak gazının soğutucu madde olarak kullanıldığı bir buzdolabı şöyle çalışır Sıkıştırıcı, amonyak gazını sıkıştırır. Sıkışan gaz basınç nedeniyle ısı yayar. Buzdolabının arkasındaki ısı değiştirme boruları, sıcak amonyak gazının ısısını dışarıya salarlar. Yüksek basınçta sıkışan amonyak gazının yoğunluğu artar ve sıvılaşır. Yüksek basınç, sıvılaşmış amonyağı genişletme valfine doğru iter. Sıvı amonyak, düşük basınç alanına geçer geçmez kaynar ve buharlaşır. Bu, buzdolabının içinin soğumasını sağlar. Soğuk amonyak gazı sıkıştırıcı tarafından emilir ve döngü devam eder.

BuzdolabıSaf amonyak gazı insanlar için oldukça zehirli. Bu nedenle buzdolabında oluşacak herhangi bir senti, hemen engellenmeli. Bu yüzden çoğu ev tip buzdolabında saf amonyak kullanılmaz. Bunun yerine 1930da geliştirilen, amonyakla aşağı yukarı aynı kaynama noktasına sahip olan freon gazı da kullanılırdı. Ancak I970terde freon gazının atmosferin ozon tabakasına zarar verdiği anlaşıldı. Bu nedenle yeni tür buzdolaplarında, çevreye ya da insan sağlığına daha az zararlı olabilecek soğutma maddeleri kullanılıyor.

Buzdolabının Soğutma Derecesi Nasıl Hep Aynı Kalır?
Ne tür bir buzdolabı olursa olsun, içinde hangi sıcaklığa kadar soğutma yapılacağını denetleyen basit bir düzenek bulunur. Bu, aslında bir tür ısıölçer olan, ısıya duyarlı bir aygıt Buzdolabının hangi sıcaklıkta soğutma yapması isteniyorsa, bu aygıt o sıcaklığa getirilir. Buzdolabının içi belirtilen sıcaklığa ulaştığında, bu aygıt sıkıştırıcının elektriğini kendiliğinden keser ve sıkıştırıcıyı durdurur. Ancak buzdolabı bütünüyle yapılmadığından, kapı kenarından, boruların girip çıktığı yerlerden ya da kapısı her açılıp kapandığında ısı kaçağı olur. Buzdolabının içindeki ısı değişimine duyarlı olan aygıt sıkıştırıcının elektriğini açar ve çalışmasını sağlar, istenilen sıcaklığa ulaşıldığında yeniden durdurur. Evdeki buzdolabınıza biraz kulak kabartırsanız, motorun kendi kendine çalışıp durduğunu duyabilirsiniz.

Pusula

PusulaYüzyıllardan beri kaşiflerin, gezginlerin, gemicilerin, dağcıların yönlerini bulmada en büyük yardımcısı PUSULA dır. Bu müthiş aletin insanlık tarihindeki yeri çok önemlidir. MS 100 yılında Çinliler, pusulayı icat etmiştir. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşmiştir.

Pusula Nedir?

PusulaBasitçe pusula, belli bir eksen etrafında serbestçe dönecek şekilde yapılmış küçük bir mıknatıs çubuğudur. Peki, nedir bu mıknatıs çubuğun özelliği?
Her mıknatısın bir kuzey ucu, bir de güney ucu vardır. Eğer iki mıknatıs serbestçe salınacak şekilde yanyana asılırsa, birinin kuzey ucu diğerinin güney ucunu çekecek şekilde dengeye gelirler.
İşte pusulanın çalışma prensibi de budur. Pusulanın mıknatıs çubuğu dünyamızın manyetik kuzeyi tarafından çekilmektedir. Bu yüzden dünyanın neresinde olursak olalım pusulamızın N yazılı ve kırmızı renkli ucu daima dünyamızın manyetik kuzeyini gösterecektir.

Manyetik Sapma, Manyetik Kuzey, Coğrafi Kuzey Nedir?

Pusula

Pusulamızın gösterdiği kuzey her zaman manyetik kuzeydir ve bu gerçek coğrafi kuzeyden birkaç derece farklıdır. Bu farklılığın adı "Manyetik Sapma"dır. Bu sapma, bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Bu farklılıkta haritalarda gösterilmektedir.

Pusula Çeşitleri Nelerdir?

İmalat şekline göre kuru pusula ve sivi pusula, çalışma prensibine göre ise Manyetik pusula ve Jiroskop Pusula olarak ikiye ayırabiliriz.

Yürüyen Merdiven

Yürüyen Merdiven

Yürüyen merdiven, basamakları olan kılavuz rayları üzerinde sonu olmayan bir döngüyle taşıyan bir zincire bağlıdır. İnen basamaklar, çıkan basamaklarla aynı ağırlıkta oldukları için, birbirlerinini denge ağırlıkları olarak hareket ederler. Motorun sadece sürtünmeyi yenmek ve yolcuları taşımak için yeterli kuvveti sağlaması gerekir. Büyük işletici tekerlek basamakları ve trabzanı hareket ettirir.

Basamaklar
Basamaklar, yürüyen merdivenin her iki ucunda üst üste geldiklerinde birbirlerine geçmek üzere şekillendirilmiştir.

Kılavuz Raylar
Yürüyen MerdivenHareket esnasında doğru açıyı sağlaması için, her basamağın iki yanına iki adet tekerlek yerleştirilmiştir. Bu tekerlekler kılavuz rayların üzerindedir. Raylar basamakları, yukarı çıkarken yatay durumda tutar ve tekrar yürüyen merdivenin altına ilerleyebilmeleri için katlar.

Paratoner

Yıldırım, elektirik yüklü bir bulutla yer arasında meydana gelen bir elektrik boşalması veya kıvılcımdır. Eğer yıldırım, bir binaya düşerse çok büyük zarar verebilir. Fakat bir paratoner, yıldırıma güvenli bir yol oluşturup, onu toprağa ileterek bu zararı engeller.

Paratoner 

Elektrik alanları, noktaları veya sivri uçların etrafında en güçlü konumda olmaya meyillidir. Paratonerin ucundaki yükler pozitif iyonlar yaratarak buluttaki negatif yükü azaltır. Eğer yıldırım düşerse negatif yükü izleyerek toprağa iletir.

Mikrodalga Fırın

Mikrodalga Fırın Nasıl Çalışır?

Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisiyle çalışır. Fırın, bu elektrik enerjisini mikrodalga enerjisine dönüştürür. Bu mikrodalgalar, dalga kılavuzu vasıtasıyla fırının içine ulaşırlar. Bu noktada mikrodalgaların birkaç karakteristik özelliğinden bahsedelim.

- Mikrodalgalar, tıpkı güneş ışığının camdan nasıl geçiyorsa cam, porselen, kağıt ve plastik gibi çoğu maddelerin içinden geçebilirler.
- Mikrodalgalar, duvara çarpan bir topun geri dönmesi gibi, metallerden yansıyıp geri dönerler.
- Mikrodalgalar maddelerin içine nüfuz ederler ve özellikle yiyecekler tarafından emilirler.

Mikrodalga Fırın

Bu mikrodalgalar pişirmek istediğimiz yiyecek tarafından emilirler. Saniyede 2,45 milyar kez titreşen mikrodalgalar yiyeceğin içine girdiklerinde, su moleküllerinde bir titreşim oluştururlar. Su molekülleri bir ileri bir geri saniyede 4,9 milyar kez titreşirler. Bu yüksek hızdaki titreşmeden dolayı birbirine sürtünen su molekülleri ısı enerjisini açığa çıkarırlar. Bu ısıyla ise yiyecek pişmiş olur. İçinde daha fazla su molekülü olan yiyecekler daha hızlı pişerler.

Klasik fırınlarda olduğu gibi mikrodalga fırınlarda ortam ve yiyecek kapları ısınmazlar. Yalnızca yiyecekler ısınır ve pişerler. Pişirme süresi ise çok daha kısadır.

Mikrodalga fırınları kullanırken dikkat etmeniz gerekenler:

- Çalışan bir mikrodalga fırından en az bir kol mesafesi kadar uzakta durunuz ve yüzünüzü yemek pişmiş mi diye fırına yaklaştırmayın.
- Fırın boşken çalıştırmayın.
- Kapak kapanmıyor veya hasar görmüşse fırını çalıştırmayın.
- Fırının içini sık olarak temizleyin.
- Yemek pişirirken metal kap kullanmayın.
- Kalın kabuklu yiyecekler pişince içinde buhar kalır ve kabuk çatlayınca dışarı buhar fışkırır. O yüzden dikkatli olun.

Barkod Okuyucu

Barkod

Barkod

Barkod, ikili sistemde bir dizi sayıdır. Kalın siyah bir çubuk veya beyaz bir boşluk, 1'i; ince siyah bir çubuk veya beyaz boşluk, 0'ı simgeler. İkili rakamların değişik bileşenleri, değişik sayıları ya da harfleri gösterir. buradaki barkodda, bir sayıyı göstermek için 5 çubuk grubu kullanılmıştır (İkili sistemde 00110 kodu ondalık sistemde 0 sayısını temsil eder).

Barkod Okuyucu

Kasiyer, aldıklarımızı barkod okuyucudan geçirirince bir lazer ışını her parçanın üzerindeki barkodu tarar. Bu kod, ürünü süpermarketin bilgisayarına tanıtır. Bilgisayar fiyatı gösterip ödememiz gereken miktarı hesaplamakla kalmayıp bu ürünün mağazadaki stokları azalmışsa otomatik olarak sipariş verir.

Lazer
Düşük kuvvetli bir lazerden gelen ışık, tarama penceresinden geçerken barkodu tarar.

Detektör
Detektör, yansıyan lazer ışının yanıp sönen sinyallerini, bilgisayarın kullanabilmesi için elektrik sinyallerine çevirir.

Geri Dönen Işın
Barkodun, yalnızca beyaz kısımları lazer ışınlarını yansıtır. Bu yüzden yansıyan bu ışın barkodu tanımlayacak şekilde yanıp söner.

Yarı Gümüşlü Ayna
Yarı gümüşlü ayna, lazer ışınını tarama penceresinden geçirir ve barkoddan yansıyan ışığın detektöre geçmesine izin verir.


Barkod okuyucunun gelişimi Amerikan bakkaliye endüstrisinin komitesi öncülüğünde gerçekleşmiştir. Komite çeşitli imalatçılar için kod tiplerini ve bunları okuyacak gerekli cihazları belirledi. 26 haziran 1974'te Marslı süpermarketlerinin araştırma bölümü başkanı Clyde Dawson şirketinin Ohio'da tamamen tarayıcılarla donatılmış deposuna sakız alarak tarayıcı kullanımına başladı.

Formula Otomobilleri

Formula Araçlarının Teknik Özellikleri

MOTOR
Formula 1 otomobillerinde 8,10 silindirli 3 litre (3000cc) hacimli motor vardır. Silindir sayısının çok yakın bir gelecekte 12'ye çıkması bekleniyor. Bu motorların beygir gücü ise 750-850 arasındadır. Bu motorlar maksimum beygir gücünü 14 bin ile 17,500 devir/dakika arasında verir. Formula 1 otomobillerinin
0-100 km hızlanması yaklaşık 3 saniyedir. Ancak "Çekiş kontrolü" sistemi olmadığı için patinaj yapan araçlar çok vakit kaybeder.   
 
LASTİKLER  
Her pilotun, her yarış için (3 gün) toplam 36 normal (kuru zemin) ve 28 yağmur lastiği kullanma hakkı vardır. Sıralama Turları öncesinde her pilot Grand Prix boyunca kullanacağı iki ayrı özellikteki normal lastiği, yarış direktörlüğüne bildirmek zorundadır. Pilotlar, sıralama ve ısınma turları ile yarış sırasında toplam 28 lastik (14 ön aks ve 14 arka aks) kullanabilirler.
 
FREN SİSTEMİ
Formula 1 araçları karbon balata ve karbon disk kullanımı sayesinde inanılmaz derecede kuvvetli frenlere sahipler. Bu frenler yaklaşık 700 derece sıcaklığa eriştikleri zaman en yüksek performanslarını veriyorlar. Otomobilin fren sistemine yardımcı olan bir diğer etken de aerodinamik aksesuarlardır. Kanat gruplarının yarattığı yere basma etkisinin yanı sıra bir de otomobili frenleme etkisi var.  
Bu sayede pilot ayağını gazdan çektiği anda -hiç frene basmasa bile- standart bir otomobilin frenine sonuna kadar basılmasına eşit bir frenlemeye uğruyor Formula 1 otomobili. 
 
AĞIRLIK
Formula 1 yarışlarında kullanılan otomobiller yaklaşık 550 kg civarında bir ağırlığa sahiptir. Bu otomobilin toplam ağırlığı, tam teçhizatlı pilot ile birlikte 600 kg'dan fazla olmak zorundadır.Araç eğer bu ağırlıktan daha hafifse yetkililer tarafından o pilot diskalifiye edilir. Bu yüzden araç içinde yapılan değişiklikler yetkililere haber verilmek zorundadır.   
 
YAKIT
Formula 1 yarışlarında kullanılan yakıt miktarında herhangi bir sınırlama yoktur. Ancak kullanılacak yakıtın nitelikleri yarış direktörlüğüne önceden belirtilmek zorundadır. F1 araçlarına doldurulan yakıt özel bir pompa sistemi ve çok yüksek bir basınç sayesinde gerçekleşir. Bu pompa 1 saniyede 10-12 litre yakıt doldurur.

YARDIMCI AYGITLAR
Pilot ile takım yetkilileri, iki yönlü telsiz aracılığıyla haberleşebilirler. Ayrıca pilotlar, elektronik bilgileri otomobillerinin içindeki bilgisayara yükleyebilirler. Pit alanından, otomobil üzerindeki bilgisayara uzaktan kumanda yoluyla değişiklik yapılamaz.
Aktif süspansiyon ve çekiş kontrolü gibi elektronik aygıtların pilotlar ya da takımlar tarafından kullanılması kesinlikle yasaktır.   
 
TELEMETRE 
Otomobillerden yarış esnasında (hareket halinde) data transferi yapmaya yarayan sistemdir. Bu sayede otomobilin motor ve kullanım bakımından her türlü bilgisi pit alanındaki mühendislere aktarılır.
 
PİLOTLARIN GÜVENLİKLERİNİN SAĞLANMASI
Darbeleri emici arka çarpma modülleri 1997 sezonu başında her Formula 1 otomobili için zorunlu kılındı. Ayrıca her otomobilde, bir kaza anında ve hemen öncesinde meydana
gelen gelişmeleri, olayları, bilgileri kaydetmek üzere, bir kaza bilgi kayıt cihazı bulundurulmak zorunluluğu vardır. Bu cihazın kullanımı, FIA'nın, pilotların güvenliklerinin arttırılması amacıyla daha fazla ve ayrıntılı veri elde edilebilmesi için zorunludur.

Safety Car
Yarışın güvenlik bakımından sakıncalı görülen kısımlarında
piste çıkan görevli aracıdır. Yarış otomobillerinin önünde giderek yarışı bir anlamda dondurur. Bu esnada otomobillerin birbirini geçmesi yasaktır.

Mp3 Çalıcılar

Mp3 Nedir?

Mp3 kelimesi, MPEG Layer 3'ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yaklaşık Audio CD kalitesinde olan fakat 10 – 12 kat daha az yer kaplayan ses sıkıştırma formatıdır.

 

Mp3 sıkıştırma formatı başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16'da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm Internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD'lerini, kasetlerini Mp

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır